Sabah
sabah bir arkadaşımla – o kendini bilir - sahilde bir çakıl taşı olmak
üzerine felsefe yaptık. Hani ikimiz de severiz felsefe yapmayı ama yaptığımız
gerçekten felsefe miydi yoksa hayatın bir yorgunluğunu mu paylaştık orası
yoruma açık.
Bir
çoğumuzun herşeyin üstüste geldiğini hissettiğimiz, bir dağ başında yalnız olma isteği duyduğumuz
zamanlar olmuştur. Yaşadığımız olaylar karşısında hissettiğimiz çaresizlikten
kaynaklanır. Çözüm bulmak istedikçe başka açıklar gözümüze çarpar. Zincirleme bir
mutsuzluk çarkıdır içinde oladuğumuz. Peki bu durumda ne yapmamız gerekir? Herkes
için farklıdır çözüm yolu. Ama mutlaka bir pırıltı bulup ona tutunmamız
gerekir. O pırıltı bizi hemen gün ışığına çıkartmasa da yardımcı olur daha da
dibe batmamamıza. İnadına yaşamak, inadına gülümsemek gerekiyor. Gülümsemek
gerçekten derde deva bir husus, bulaşıcı bir durum. Lütfen deneyin. Hiç gülecek
bir şey bulamazsanız kendi halinize oturup gülün. Çalıştırın gülme kaslarınızı.
Konuşun sıkıntılarınızı. Anlatın güvendiğiniz birilerine. Ama güvendiğiniz…
Hiçkimse yoksa yazın. Yazacak yeriniz yoksa bir kağıda yazın yazın sonra da
yırtıp atın, sanki sıkıntılarınızı da yırtıp atmış gibi…
En iyisi
gelin şimdi hep birlikte deriin bir nefes alıp iyi hissetmeye ve zoraki de olsa
gülümsemeye çalışalım. Bırakalım çakıl taşları kalsın orada, sadece çakıl taşı
olarak…
Sevgi ve mutlulukla....
2 yorum:
Harika, daralmis bir haldeydim, ilac gibi geldi....
Ne mutlu bana :)
Yorum Gönder