Pazartesi, Haziran 25, 2012

Ankara Kalesi ve Pirinç Han

 
Geçen hafta 3 günlüğüne Ankara'ya gittik. Ne zamandır özleşmiştik oraları artık sayıkama halini almıştı durum. 3 günün iki günü çıkamadık kalenin sokaklarından ve Pirinç Han'dan.


Kahvelerimizi yudumladık Cem Karaca'nın albümlerini dinleyerek, yüzükler aldık gelenek olduğu üzere... 
Kedileri sevdik. 
O eskici dükkanlarının kendine has koku ve ruhu olan mobilyalarının üstünde sereserpe uzanmış,
Ben buranın ev sahibiyim dercesine...
 


Tarihimize ve kültürümüze sahip çıkmamız gerektiği üzerine satıcılarımızın her biri ile sohbet ederek ve kaleyi uzun yıllardır yaşayan biz, zamanında oralarda gerçekten yaşamış, arkadaşları ile gençkızlığında sokaklarında sohbet etmiş annemiz ve tüm bu yaşanmışlığın arasında inanılmaz mutlu olan sevgili Piti ile birlikte yüzümüz dopdolu gülümseme ile ayrıldık.


Tekrar buluşmak üzere dostlar, kaleye iyi bakın:)


3 yorum:

şehnaz susuz dedi ki...

nkara da (memleketimde)
kalede kahve içiyorum
bir içimlik kahveye,ömürlük dostlar bekliyorum
yolu bilmeyenler yazıyı okuyup ,gözlerini kapatsın,ben öyle yapıyorum

Juju dedi ki...

Ankara Kalesinin tadını alanlar ondan kolay kolay vazgeçemezler. Bunu da yaşayan bilir diyelim... Afiyet olsun Şehnazcım...

Maestro dedi ki...

Ankara, en güzel yeri ile eski günlerimizi hatırlattı bize. Kyifli iki gün. Hele o döner, hayatımda yediğim en iyisiydi kesin